ANADOLU’NUN MAKUS TALİHİ VE KÜRESEL OYUN.
ANADOLU’NUN MAKUS TALİHİ VE KÜRESEL OYUN.
İnsanlık tarihi, coğrafyanın kaderle kesiştiği ve milletlerin bu kader karşısında verdiği varoluş mücadeleleriyle doludur. Bizim hikayemiz ise, yeryüzünün en çetin toprak parçası olan Anadolu’yu bin yıldır kanıyla, canıyla yurt kılmış bir milletin destanıdır. Ancak ne acıdır ki, Osmanlı’nın son dönemlerinden Kurtuluş Savaşı’na ve oradan cumhuriyetimizin modern sancılarına kadar, bu vatanın öz evlatları cepheden cepheye koşup ezilirken; içerideki gayrimüslim azınlıklar, küresel odakların himayesindeki yapılar ve elitist çevreler, mekteplerde, medreselerde ve modern eğitim kurumlarında tahsil hayatlarını sürdürerek statükonun efendileri olmuşlardır.
Bu sosyolojik tezat, tarihsel bir rastlantı değildir. Küresel emperyalizmin ve yerli işbirlikçilerinin asırlık stratejisi; Anadolu’nun bağrından çıkan necip milleti ekonomik olarak zayıf bırakmak, onu sürekli bir ekmek kavgasına mahkum etmek ve böylece kendi siyasi, kültürel hegemonyalarına köle kılmaktır. Lafa gelince bu topraklardan daha çok vatansever kesilen, ancak ellerindeki ekonomik kırbacı bu milletin sırtından eksik etmeyen vesayet odakları, toplumun içinden sivrilen genç Anadolu fidanlarını da ya kendi cazibe merkezlerinde eritmiş ya da sistem dışına iterek yok etmişlerdir.
Sömürgeci Zihniyet ve Finans Kapitalin Kuşatması
Ekonomi-politik açıdan bakıldığında, dünyadaki finans kapitalin ve küresel sermayenin (Yahudi ve Hıristiyan lobilerinin güdümündeki para babalarının) Türkiye üzerindeki operasyonları hiç eksilmemiştir. Anadolu insanının saf ve temiz vatan sevdası sömürülürken, bu yapılar kendi çocuklarına en imtiyazlı alanlarda korunaklı hayatlar sunmuş; Orta Anadolu’nun, Doğu ve Güneydoğu’nun yağız delikanlılarını ise cephelerde feda edilecek birer nefer olarak görmüşlerdir. Milletimiz her acıda “Vatan sağ olsun!” diyerek asil duruşunu bozmazken, bu sermaye çevreleri Anadolu çocuklarına ufak bir bursu, insanca bir eğitimi bile çok görmüşlerdir. Çünkü çok iyi biliyorlar ki; bu coğrafyanın öz evlatları tam tahsil alıp iyi yerlere geldiğinde, asırlık sömürü çarklarına çomak sokacaktır.
Bugün bürokraside ve siyasette yaşanan bazı kırılmaların, statüko sahiplerinde yarattığı hazımsızlığın temel nedeni budur. Devletin çarkları millileştikçe, “Türkiye Türklerindir” gerçeği yüksek sesle haykırıldıkça, içimizden beslenen ama bizi bölmeye çalışan o şer odaklarının sancısı artmaktadır. 1980 öncesinde sağ-sol, Alevi-Sünni diyerek en üretken genç neslimizi mezara ve cezaevlerine mahkum eden üst akıl, bugün de Doğu ve Güneydoğu Anadolu üzerinden yeni bir oyun sahnelemektedir.
Etnik Fitne ve Askeri Vesayetin
Kürt-Türk kardeşliğini hedef alan, özerklik kılıfı altında toprak ağalarını ve onların arkasındaki küresel Siyonist lobileri bölgeye yerleştirmeye çalışan bu zihniyet, Türkiye’yi bölerek yutma hedefindedir. Yıllarca terör örgütü adı altındaki bir avuç çapulcuya karşı ordumuzun ve polisimizin verdiği mücadeleyi sekteye uğratan en büyük etken, bürokrasinin ve askeri harekat
merkezlerinin kılcal damarlarına kadar sızmış olan gayrimilli unsurlardı. Yapılacak harekatları ordumuzdan önce teröristlere sızdıran bu hain şebeke, hem askerimizin başarısını engellemiş hem de ülkenin kaynaklarının terör havuzunda erimesine neden olmuştur.
Eğer yıllarca savunmaya ve terörle mücadeleye akıtılan bu devasa ekonomik kaynaklar; fabrikalara, üretime ve istihdama dönüştürülmüş olsaydı, bugün Türk’ü de Kürt’ü de kendi yuvasında huzur içinde yaşayacak, ekmeğe muhtaç hale getirilmeyecekti.
Kızılelma ve Tam Bağımsızlık Yolu
Çok şükür ki, devlet aklı uyanmış ve güvenlik mekanizmalarında, orduda, bürokraside genel bir temizlik yapılmıştır. Bu temizlik, tam bağımsızlık yolunda hayati bir adımdır. Eğer bu kararlı duruş zaferle taçlandırılmazsa, tarih karşısında vereceğimiz hesap çok daha ağır olacaktır. Devletimiz; Siyonist lobilerin, küresel şer odaklarının ve onların içimizdeki maşalarının oyunlarını tamamen bozmak için elindeki tüm politik, istihbari ve siyasi güç unsurlarını acımasızca kullanmalıdır.
Anadolu ruhu, küresel sermayenin ve lobilerin faşizmini yıkacak tek güçtür. Bizler köklerimize, milliyetçi şuurumuza ve inancımıza sarıldıkça hiçbir pranga bu milleti tutamayacaktır. Gün; uyanış, birlik ve emperyalizmin tüm oyunlarına karşı tek yürek olma günüdür.
