Hurda kağıttan dünyaya açılan pencere.

Hurda kağıttan dünyaya açılan pencere.

 

Bir insan ancak bu kadar memleketini sever. Yıllarca etrafındaki insanlara destek sağlayan, üçyüz kişiye yakın insana  iş aş imkanı sağlayan, onunlada yetinmeyip bir Ana okulu inşaatı yaparak milli eğitime bağışlayan, onunlada yetinmeyip Çorum Emniyet Müdürü  ile görüşüp mahalle arasında ilçe emniyet müdürlüğü olmaz bizim şehrimize yakışır bir yer verin ilçe emniyet müdürlüğü binasını yapalım diyecek kadar açık yürekli bir insandan bu gün biraz söz edeceğim. Her zaman yazımın başında bu memlekete taş üstüne taş koyandan Allah razı olsun derim. Bu insanlar Sungurlu’nun yerlisi ve bir çok imkan onları dışa itmesine rağmen onlar ayak direyip illede Sungurlu diyen iki kardeş Salih Zeki ve kardeşi Levent Öztekin kardeşler. Yıllarca adı Sungurlu ayakkabıcılar arastasında Halıcı Ayhan olarak bilinen Ayhan Öztekin abinin evlatları aldıkları aile terbiyeleri yüzlerinden okunuyor. Dürüst ve açık sözlülükleri dersen hakeza yine öyle.  Bir gün Salih Zeki Öztekinin  iftar programı vereceği bizim Sungurlu Basın Birliği grubunda paylaşıldı. Bende geleceğimi söyledim. Öyle güzel organize edilen bir yemek görmedim önceden insanların yiyecek listeleri alınıyor varıyorsun herşey yerli yerinde. Aklıma ilk gelen  sekiz on kişi ile yenecek bir yemeğin en ufak detayına kadar incelenip hazırlanıp  böyle planlı bir organize ile yapan insan kişi iş yerinde o kadar tertip ve düzenli ki bu kadar büyümeyi hak etmişler diye aklıma geldi. Yemekle beraber sohbetde başladı yaptığı ve yapacağı işlerden söz ederken her kelimesinde bilgi ve birikimin yanısıra teknolojiyide yakından takip ettiği ve dünya ticareti piyasasından söz ederken adeta bilgi  ve birikimi yüzünden akıyordu. Aklıma gelen şey oğlum Ergülü bu adamlar böyle olmasa hurda kağıdı işleyip  dünyada 50 den fazla  ülkeye kendilerini kabul ettirip ticaret yapabilirlermi elbette Bu adamlarda bu ufuk var.  Sungurlu gibi bir yere onların fabrika kurduğu yıllarda herkes yatırım yapmaya korkuyordu. O zamanlar e ticaret o kadar yoktu. Olsa bile çok azdı. O zamanlar Sungurlu gibi bir yerde ürettikleri iç piyasaya dağıtım zordu sadece kara yolu var ne tren ne havalimanı nede deniz yolu vardı o zorluklara rağmen bu insanlar Sungurlu gibi Anadolunun ortasında bozkırın içinde bir marka yaratıp onuda dünyayanın kaç tane ülkesine tanıtarak bir yıldız marka yarattılar. Yarattıkları markanın başına güzel ilçemizin adının ilk hecesini yerleştirerek fabrika isminin açılımında Sungurluyuda dünyaya duyuran iki kardeş oldular. Bazıları gibi kazançlarını daire alıp elli yüz dairemiz olsun hevesine kapılıp gelsin kiralar diyerek Sungurlu halkına verdikleri paraların akışını kendilerine cevirmediler. Kazançlarını ilçemizin fakir fukara ihtiyaç sahipleri ile paylaştılar her hayır hasenat işlerinin altına ellerini koydular. Yukarıda yazımın ilk satırlarında yazdıklarımı ilçeye kazandırdılar bir kaç proje üzerinde çalıştıklarını büyümeye başlayan Sungurlunun da vizyonunun  değişmesi için bu güne kadar olan bilgi birikimini Sungurlulara aktarmak için Sungurlu Ticaret Sanayi Odasına başkan adayı olacağını söyleyince hemen aklıma bu güne hep para toplayıp hiç bir iş üretmeyen odalar var ilçemizde siz neler katacaksınız buraya deyince. Bir arge gurubu oluşturacağını projeler üreterek üyelerine yapabilecekleri iş projeleri hazırlayacaklarını üyelerini meslek grupları halinde kendi branşlarında fuarlara götürerek oradaki ticaretin nasıl döndüğünü dünya ticaretinin nasıl işlediğini wordshoplerle görsel bir şekilde üyelerine aktaracaklarını dile getirdi. Bence Sungurlu böyle bilgi ve birikime sahip birine sahip çıkması lazım. Çünkü bu insanın ne işe nede başka birşeye ihtiyacı var. O kadar işinin  gücünün  arasında böyle bir işe aday olması  bence içindeki Sungurlu aşkından ileri geliyor derim.

Ergülü Karipçin

Köşe yazım

Cevap bırakın